Mustafa GÜRELLİ Kişisel Web Sayfası
  Ataturk
  Ata Sozleri
  Türkler Hakkında
  Turk Ata Sozleri
  Asiklopedik Bilgiler
  DEYİMLER
  Dini Bilgiler
  Camiler
  Cesmeler
  Kopruler
  Turbeler
  Mezar Taşaları ve Hazireler
  Saat Kuleleri
  Hanlar
  Hamamlar
  Medreseler
  Su Kemerleri
  Kervansaraylar
  Kaleler
  Kaplıcalar
  Anıtlar
  Kiliseler
  Müzeler
  Özel Mekanlar
  Mesire Yerleri
  Ören Yerleri
  Edebiyat ve Siir
  Guzel Sozler
  Fıkralar
  Hikayeler
  Türk Sanat Müzigi
      MÜZİĞİN TARİHÇESİ
      MAKAMIN KURULMASI VE TARİFLERİ
      FORMLAR
      TÜRK MUSİKİSİ USÜLLERİ
      BASİT MAKAMLAR
      BİLEŞİK MAKAMLAR
      GÖÇÜRÜLMÜŞ MAKAMLAR
      TSM de KULLANILAN MAKAMLAR
      BAZI MAKAMLARIN ANLAMLARI
  Turkiye
  Asırlık Agaclar
DUYURULAR  

Peşrefli Köyü Roma Köprüsü – Peşrefli – ( Tire )

Peşrefli Köyü Roma Köprüsü – Peşrefli – ( Tire ) Tire’nin ROMA... devam »

Çoban Dede (Sungurlu Cüneyd Bey ) Türbesi – (Ödemiş )

Çoban Dede (Sungurlu Cüneyd Bey ) Türbesi – (Ödemiş ) Beylikler Dön... devam »

KILCI MEHMET AĞA CAMİİ – BADEMLİ –ÖDEMİŞ

KILCI MEHMET AĞA CAMİİ – BADEMLİ –ÖDEMİŞ İzmir’in Ödemiş il... devam »

Yunus Emir Camii - Tire

... ... İzmir Tire Yunus Emir Camii bahçesindeki ağaçlar.. Resimler... devam »

Muhtelif Ağaçlar - Manisa

Manisa'nın çeşitli yerlerindeki Ağaçlar Resimler 16.07.2013 Tarihinde çek... devam »

Şehabeddin Sivasi Türbesi – ( Selçuk )

Şehabeddin Sivasi Türbesi – ( Selçuk ) Selçuk ilçe merkezindeki tür... devam »

TARİHİ ÇULLU CAMİSİ - KARABURUN

TARİHİ ÇULLU CAMİSİ - KARABURUN İzmir ilinin Karaburun ilçesinde il... devam »

PATLICANIN BİLİNMEYEN FAYDALARI

PATLICANIN BİLİNMEYEN FAYDALARI Patlıcan pek çok yemeklerde kullanılan... devam »

İğnedere Köyü Köprüsü – ( Menemen)

İğnedere Köyü Köprüsü – ( Menemen) İzmir İli Menemen İlçesi İ... devam »

GÜVENDİK MESİRE YERİ -MİLLİ PARKI - URLA

GÜVENDİK MESİRE YERİ -MİLLİ PARKI - URLA İzmir ili, Urla ilçesi, Ç... devam »

BOZDAĞ YAYLASI ve MERMEROLUK–ÖDEMİŞ

BOZDAĞ YAYLASI ve MERMEROLUK–ÖDEMİŞ İzmir’in Ödemiş ilçesine ba... devam »

GÖLÇÜK YAYLASI – ÖDEMİŞ

GÖLÇÜK YAYLASI – ÖDEMİŞ İzmir ili, Ödemiş llçesi, Bozdağ Belde... devam »

MEZAR TAŞLARI HAKKINDA

Türklerde Mezar Taşları Ziyaret olunan yer manasında olan, ölü gömülen... devam »

ERYTHRAİ (ILDIRI) -ÇEŞME

Çeşme’nin 20 km kuzey doğusunda yer alan Ildırı köyünün antik dönemde... devam »

YAHYA HAYATİ BEY KÖŞKÜ -BAYRAKLI

İzmir ili, Bayraklı ilçesi, Bayraklı , Karşıyaka yolu üzerinde eski Bayra... devam »

CUMA NEDEN MÜBAREK GÜNDÜR?

CUMA NEDEN MÜBAREK GÜNDÜR? Cuma'nın kelime anlamı toplanmak, bir araya g... devam »

MERKEZ (ÇARŞI ) CAMİ - ALİAĞA

ÇARŞI CAMİ - ALİAĞA İzmir ili, Aliağa ilçesi, Kültür Mahallesi... devam »

BERGAMA MÜZELERİ

Bergama Müzesi, İzmir’in Bergama ilçesinde 1936 yılından beri hizmet vere... devam »

Fuar Saat Kulesi

FUAR SAAT KULESİ: İzmir Enternasyonal Fuarı’nın (İEF) düzenlendiği Kül... devam »

Çikolatanın faydaları hakkında bilgi

Çikolatanın faydaları hakkında bilgi Çikolatanın faydası, içinde b... devam »

Ekrem Akurgal Seramik Eserler Salonu - Konak İZMİR

İzmir Arkeoloji Müzesi'nde kronolojik bir sıra ile düzenlenmiş olan ve Tür... devam »

İzmir Arkeoloji Müzesi Bahçesi - İzmir

İzmir Arkeoloji Müzesi İzmir Arkeoloji Müzesi ilk olarak 1924 yılında... devam »

Göçürülmüş Makamlar

Göçürülmüş Makamlar Bir makamı, kalıbını bozmadan asıl yerinden ba... devam »

Yaşam İçin Önemli Bilgiler

.. İnsan yaşamını kolaylaştırmak için bilinmesi gereken ve uygulandı... devam »

KLAZOMENAİ ANTİK KENTİ ZEYTİN İŞLİĞİ -URLA

Klazomenai İzmir Körfezi'nin güney sahil şeridi üzerinde, İzmir'in 38 km b... devam »

Kızıl Kilise- (Bergama)

İzmir ili Bergama ilçesinde bulunan Kızıl Kilise (Serapis Mabedi-Kızıl Avl... devam »

Hasan Ağa Parkı - BUCA

Hasan Ağa Parkı, Buca'da bulunan, İtalyan asıllı Levanten işadamı Aliotti... devam »

ALSANCAK GARI - MERKEZ

James Watt ın ilk buharlı lokomotifi icat etmesinden 72, Liverpool-Manchester... devam »

ASANSÖR - DARİO MORENO SOKAĞI - MERKEZ

İzmirin Güzelyalı semtinde bulunan Tarihi Asansör ve Asansöre çıkan Dario... devam »

HALİL RIFAT PAŞA KÖŞKÜ -MERKEZ

Halil Rıfat Paşa caddesi son duraktan asansöre giden yolun köşesinde 19 yü... devam »

Doğa mucizesi süt dünyanın en yararlı içeceği

Doğa mucizesi süt dünyanın en yararlı içeceği Yarım litresi 5 kilogr... devam »

Zeytinyağı faydalımı? zeytinyağı faydaları zararları

Bu çeşit bir diyetin özellikleri sayılırken en başta ömrün uzatığına... devam »

LİPİD DÜŞÜRMEK İÇİN ZEYTİNYAĞI

LİPİD DÜŞÜRMEK İÇİN ZEYTİNYAĞI Zeytinyağı sağlıklı lipid düş... devam »

SAĞLIK İÇİN ZEYTİNYAĞI

*Bugün dünyanın en önemli kanser ilacı köpek balığı kıkırdağıdır.... devam »

Gilâburu böbrek taşını eritiyor!

Gilaburu, tabiattan gelen bir şifa kaynağı... Ağrısız sancısız böbrek t... devam »

Atatürk Anıtı –BERGAMA –KOZAK YAYLASI- BAĞYÜZÜ KÖYÜ

Türkiye deki Atatürk anıtlarının en farklısı BERGAMA – KOZAK YAYLASI ... devam »

Balçova Kaplıcaları - (Merkez)

İzmir il merkezinin yakınında, İzmir-Çeşme yolunun 4. km. den 1 km. içeri... devam »

Kanuni Kervansarayı- (Çeşme)

İzmir ili Çeşme ilçe merkezinde, deniz kıyısında bulunan bu kervansaray k... devam »

Pollio Su kemerleri - SELÇUK

Ephesosta yapılan kazılar sırasında çeşitli dönemlere ait çeşmeler ile... devam »

Hatuniye Medresesi -(Merkez)

İzmir Anafartalar Caddesinde bulunan bu medreseyi yanındaki cami ile birlikte... devam »

Çukurhan - Bergama

İzmir ili Bergama ilçesinde bulunan bu hanın kitabesi günümüze gelemediği... devam »

Çandarlı Kale Çeşmesi – Çandarlı – DİKİLİ

.. İzmir ili, Dikili İlçesi, Çandarlı Beldesi, Çandarlı Kalesinin heme... devam »

MENEMEN İLÇESİ

Menemen, İzmir ilinin bir ilçesidir. İzmir merkeze (Konak) 33 km. uzaklıktad... devam »

KARAKADI MECDETTİN CAMİ -TİRE

Karakadı Caminin bânisi, Karakadı Mecdettin dir. İpekçiler Mahallesinde bul... devam »

KONAK SAAT KULESİ

İzmir Konak Meydanındaki Saat Kulesi, eski Sarıkışla önünde bulunuyordu.... devam »

Atatürk Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Atatürk Hakkında bilinmesi gereken 30 konu; 1 - ATA LAFINI SEVMEZDİ -Atat... devam »

URLA İLÇESİ

.. Ege Bölgesi'nin tüm özelliklerini taşıyan Urla, İzmir'in batısında... devam »

KİMLERE SELAM VERİLMEZ

1 – Başkalarıyla alay eden kimselere, 2 – Açıktan yalan söyleyen vey... devam »

CENAB-I HAKK’IN HANGİ İSMİNE AYNASINIZ ? ( Eş aile ilişkisi )

Cenab-ı Hakk , insanı güzel isimlerine ayna yapmıştır. Acaba hiç düşün... devam »

Allah’ın 99 ismi Esmâ-i Hüsnâ sırrı

Akademisyenler ve doktorlar bu konuda hemfikir. Mesela sabırsız biri ‘Ya Sab... devam »

SOR BAKALIM

Cumhuriyetin ilanından sonra, İstanbulda bir resepsiyon verilir. Tüm Dünya... devam »

BAL VE TARÇIN

ÖNSÖZ *Bal ve Tarçın karışımının birçok hastalıklara iyi geldiği sa... devam »

ŞADIRVAN CAMİİ -MERKEZ

ADRES: Şadırvanaltı Camii: Ahmet Ağa Mahallesi Şadırvanaltı Mevkii 91... devam »

MANZUM ATA SÖZLERİ - I

Bizden evvel gelmiş ulular pirler, Dinle bak; hisse al, ne söylerler? Her ne... devam »

EN YAŞLI AĞAÇLAR

... Dünya üzerindeki en yaşlı ağaçlar Ağaçlar dünya üzerinde... devam »

SIĞACIK CAMİ - SEFERİHİSAR

İzmir ili, Seferihisar ilçesi, Kaleiçi mevki, Sığacık Mahallesi 31 sokak n... devam »

KANIMIZ

KANIMIZ ve KAN GURUPLARI Tek damlası bile değerli olan,damarlarımızda ta... devam »

HACI SİNAN CAMİ – BAYINDIR

İzmir ili Bayındır ilçesi, Cami mahallesinde bulunan cami Osmanlı dönemi e... devam »

ULU CAMİ - BERGAMA

Adres: Ulu Cami Mahallesi Eski Kozak Caddesi Türkeli Sokak - Bergama - İzm... devam »

ATATÜRK DİYOR Kİ...

Atatürk ün çeşitli zamanlarda söylediği sözleri böyle bir çalışma ile... devam »


Mail listemize abone
olun, güncel
yayınlarımızdan
haberdar olun!

Bunun için,
Lütfen mail adresinizi girin.
  Ana Sayfa   |  Üye Kayıt   |  Üye Giriş   |  İletişim   
FORMLAR

FORMLAR


Edebiyatta gazel, destan, şiir gibi birçok biçimler olduğu gibi, mûsıkîde de pek çok biçimler vardır. Makam sistemine dayalı Türk Mûsıkîsinde aynı makamdan bestelenmiş pek çok eser bulunur. Ne var ki bu eserler çok az benzerlik arz etseler de, her biri ayrı ifade tarzına sahiptirler.
Makamların yapılarını öğrenirken bir dizileri olduğunu ve bu dizide dolaşılarak (seyir) seslendirildiğini biliyoruz. Seyir yoluyla canlandırılan makam dizileri melodik yapıya geçtiğinde ayrıca bazı kurallar çerçevesinde, başka makamlara geçki yoluyla ve sözlü, sözsüz bestelenmeleri itibariyle yeni hüviyetler kazanırlar.
Aynı makamdan değişik bestelenmiş eserler dinleriz. Ancak her eserin kendine özgü bir uslûbu vardır. Bazıları uzun, bazıları kısa, bazıları ise usûl-ritim yönünden farklılıklar arzederler. Farklara ait örnekleri çoğaltabiliriz. Hemen dikkat edilmesi gereken hususlardan biri, eserlerin yalnız saz veya insan sesine göre (sözlü) yazılıp yazılmadığıdır.
Şu halde genel olarak, dinlediğimiz birbirinden farklı eserleri iki ana grupta toplayabiliriz:

1- Yalnız sazlar için yazılmış eserler.
2- Güftesi olan, insan seslerinin okuyabileceği eserler.
Yalnız sazların icra etmesi için yazılmış olan saz eserleri, Türk Mûsıkîsi içerisinde önemli bir yer işgal eder. Saz eserlerini yedi ayrı bölümde eleyeceğiz:
1- Peşrev
2- Saz Semâîsi
3- Tasvir
4- Medhal
5- Taksim
6- Aranağme
7- Oyun Havası

Sözlü ya da güfteli eserler dînî ve dindışı olmak üzere iki ana grupta toplanırlar. Genel olarak ise bu sözlü eserler dört grupta toplanırlar.
1- Kâr
2- Beste
3- Semâî
4- Şarkı

PEŞREV
Saz eserlerinde en büyük form Peşrevdir. Türk Mûsıkîsinde Fasıl adı verilen takım da ilk olarak daima Peşrev icra edilir. Klâsik Fasıl; Peşrev, Beste, Ağır Semai, Şarkı, Yürük Semai ve Saz Semaisi olarak sıralanır.
Peşrevler, Hane adı verilen bölümlerden yapılmışlardır. Çoğu zaman dört haneden meydana gelir. Her hanenin sonunda Teslim adı verilen bir bölüm bulunur. Peşrevler büyük usûllerle yapılmışlardır. Eski, bazı peşrevlerin üç haneli olduğu görülmüştür. Ancak bu tür peşrevler tutulmamış ve terk edilmiştir. Ayrıca teslimi olmayan peşrevlere de rastlanılmıştır. Teslimi bulunmayan peşrevlerin ilk haneleri teslim yerine çalınmış olup; bu tür de, üç haneli peşrevler gibi ilgi toplamamıştır.
Bilhassa günümüzde rastlanılan bir icra tarzı vardır. Peşrevler dört haneli ve usûllerinin büyük olmaları nedeniyle oldukça uzundurlar. Bu nedenle birinci hane çalınır, buna teslim eklenerek giriş tamamlanır. Sonra programa geçilir.
Dört hane ve teslimleri tamam olarak çalınan peşrevler genellikle müstakil çalınan saz eserlerinde, konserlerde olur. Belirli süresi olan bir fasıl, bir koro veya bir solistin programından önce dört haneli peşrevler çalınmaz. Bir hane-bir teslimden sonra ikinci esere geçilir.
Bir hanenin sonunda teslime geçilecek yerde -Güçlü- bulunur. Teslim ise makamın bitişi olduğundan -Durak- perdesi ile son bulur.
Şu halde peşrevlerde dikkat edilmesi gereken kısımları üç bölümde inceleyebiliriz:
a) Peşrevlerde hane:
Peşrevler dört haneli olarak yapılır.
Birinci hane makama giriştir. Makam dizisinin seslerinde dolaşıldıktan sonra teslim hanesine geçilir. Teslim hanesinde makam dizisinin sesleri kullanılarak durak-karar yapılır.
İkinci hanede ise yakın makam dizilerine geçkiler yapılır. Tekrar teslim çalınarak üçüncü haneye geçilir.
Üçüncü hanede asıl makam dizisinin dışına çıkılarak değişik ses ve diziler kullanılır. Bu kısma -Meyan- adı verilir. Meyanda genellikle tiz seslerde dolaşılır. Tekrar teslim hanesi çalınarak dördüncü haneye geçilir.
Dördüncü hane asıl makam seslerine dönüşü sağladığı gibi, değişik geçkiler de yapılabilir. Bu bölümden sonra teslim hanesi çalınır. Böylece peşrev tamamlanmış olur.
Yukarıda her hanenin sonunun sesleri teslim hanesine bağlayan nitelikteki seslerden oluştuğunu ve teslime geçişi sağlayan sesin -Güçlü- perdesi olduğunu belirtmiştik. Bazen bu ses Güçlü perdesi olmaz. Durak sesi veya bir başka perde de olabilir. Eserin bitimi, teslim hanesinin sonunda olduğuna göre, hanelerin sonuna gelen durak sesleri -Asma karar muvakkat durak- tan başka bir ses değildir.
b) Teslim:
Peşrevlerde teslim haneleri genellikle serbest yapılır. Hemen hemen peşrevlerin en güzel bölümünü teşkil eder. Teslim haneleri bestekâr tarafından özenle yapılmış nağmelerden oluşur. Parlak ve canlı bölümlerdir.
c) Usûl:
Peşrevler çoğunlukla büyük usûllerle ölçülmüşlerdir. Devr-i Kebir usûlü en fazla kullanılan usûldür. 28 zamanlı Devr-i Kebir usûlü yazılırken 4/4 lük olarak bölümlere ayrılır. Usûl tamamlanınca iki çizgiyle usûlün bittiği belirtilir. Çok az sayıda Sofyan usûlü ile de bestelenmiş peşrevler vardır.

SAZ SEMÂÎSİ
Fasılların en sonunda çalınan saz eserine verilen addır. Peşrev gibi, saz semaileri de dört haneli olarak bölümlere ayrılır. Her hanenin sonunda teslim bulunur.
Saz semaileri, peşrevlerin aksine küçük usûllerle ölçülmüşlerdir. Saz semailerinin ilk üç hanesi (10 / 8) lik Aksak Semai usûlü ile ölçülmüştür. Dördüncü hane ise muhtelif usûllerden yapılabilir. Semai, Yürük Semai, Devr-i Hindi, Aksak, Curcuna gibi...
Teslim bölümü (10 / 8) lik Aksak Semai usûlü ile ölçülmüştür. İlk üç hane, peşrevler gibi giriş, geçki gibi özellikleri yansıtır. Dördüncü hane ise serbest olup melodi ve usûl yönünden bestekârın arzusuna kalmıştır. Peşrev ve saz semailerinin teslim bölümlerine girilecek yerde bağlantı, bazen makamın güçlüsünde, bazen de durakta asma kalış yapılmak suretiyle olur.
Saz semaileri fasıl sonlarında çalınabildiği gibi, müstakil saz icralarında da yer alabilir. Saz semaileri ritmik ve serbest bir yapıya sahip olduklarından bestekârların daha çok üstünde durdukları bir form olmuştur.

TASVİR
Bir olayı, tabiattaki herhangi bir hadiseyi veya bir duyguyu müzik diliyle anlatan saz eserlerine -Tasvir- adı verilir. Çok geniş kapsamlı olmasına rağmen, çok az yazılan tasvir türü eserlerin usûlü, ritmi bestekârın arzusuna kalmıştır. Peşrev ve saz semaileri gibi belirli haneleri yoktur. Konunun durumuna göre birden fazla haneleri bulunabilir.

MEDHAL
Genellikle bir topluluğun programı başlamadan, toplu halde sazların çaldığı küçük saz eserlerine -Medhal- adı verilir. Medhallerin hane ve teslim gibi bölümleri kaideleri yoktur. İcra edilecek makama girinceye kadar serbest olarak bestekârın duyuşuna göre, 16 ile 32 ölçülük bölümlerde olabilir. Medhallerin en büyük özelliği peşrev ve saz semailerinde bulunan hane ve teslim kaidelerinin olmaması, serbest icra edilmesidir. Yine bu iki formdan farkı, fasıllardan önce çalınmamasıdır.
Medhal, tek bir sazla yapılan Taksim formunun derli toplu; bir usûle uydurulmuş nota ile çalınan değişik bir şeklinden ibarettir. Medhalin tarihçesi pek eski değildir. Son devir bestekârları tarafından yazılmış ve benimsenmiştir. Günümüzde bu form üzerinde uğraşan bestekârların başında Prof. Dr. Sayın Alâeddin YAVAŞÇA bulunmaktadır.


TAKSİM
Tek bir sazla, makamların ses dizilerinde dolaşmaya -Taksim- adı verilir. Bu formun batı müziğinde karşılığı -impruvize-'dir. Taksim, bir saz eserine veya bir şarkıya başlanılmadan evvel icra edilecek makamın seslerinde güzel nağmelerle seyir yapmak (dolaşmak)tır.
Taksim yapılırken girilecek makamın güçlüsü, asma kalışı ve durağı bilhassa belirtilir. Şu halde Taksim, usûle uyulmadan icra edilecek eserin makamına, usûlüne, uslûbuna uygun bir şekilde, bir seyir ile durak sesinin bağlantısından ibarettir de denilebilir.
Türk Mûsıkîsinde bir eserin icrasına geçmeden önce taksim yapmak adet olmuştur. Taksim yapmak suretiyle meşhur olmuş pek çok sazendemiz vardır. Tanburî Cemil Bey bu konuda virtüöz mertebesine ulaşmış bir sanatkârdır. Günümüzde ise Tanbûrî Necdet YAŞAR, Ûdî Cinuçen TANRIKORUR, Ûdî Necati Çelik, Neyzen Niyazi SAYIN ve kemençe'de İhsan ÖZGEN önde gelen isimlerdir.

ARANAĞME
Bazı eserlere başlanırken hemen girişte, yalnız sazların çaldığı küçük bir bölüm bulunur. Buna Giriş Müziği, yaygın bir deyimle de -Aranağme- adı verilir.
Bir eserin başında olduğu kadar, ortasında ve sonunda bulunan aranağmelere de rastlanır. İki kıt'alı bir şarkıda eserin ortasında, iki kıt'anın arasında bir aranağme bulunabilir veya hiç olmayabilir...
Aranağmelerin özelliği, eserin ruhuna uygun, aynı ritim ve karakterde, eseri tamamlayıcı nitelikte olmasıdır.
Eski eserlerin birçoğunda aranağme bulunmazdı. Günümüzde ise aranağmesiz pek az eser şarkı yapılmaktadır. Bilhassa son devirlerde yapılan şarkıların her satırında iki güfteyi birbirine bağlayan bir veya birkaç ölçülük müzik nağmeleri bulunur. Bu tür müzik parçaları sadece iki cümleyi birbirine bağlayan nağmelerdir. Aranağme değildirler.

OYUN HAVASI
İnsanlarda coşku uyandıran, yalnızca sazların çaldığı saz eserlerine -Oyun Havası- adı verilir.Türk Mûsıkîsinde ritim unsuru önemli olan bir türdür.Küçük usullerle ölçülmüş olan oyun havaları mahalli dans ve oyunlar için de yazılmıştır.
Çiftetelli, zeybek, Longa, Sirto, Horon, Hora, Bar, Halay, Köçekçe gibi pek çok şekilleri vardır.


KÂR
Eski bestekârların üzerinde önemle durdukları, ustalıklarını gösterdikleri bir beste formudur. Genellikle Peşrev'den hemen sonra icra edilir. Geniş kapsamlı bir beste tarzı olduğundan bünyesinde değişik usûller çoğunlukla kullanılır. Bu usûl değişiklikleri esere farklı bir canlılık kazandırır.
Kâr icrasından sonra Beste formu icra edilir. Kârlar büyük usûllerle olduğu gibi küçük usûllerle de ölçülmüş ve bestelenmişlerdir.
Beste formundan bir diğer farkı da terennümlerinin serbest oluşlarıdır. Eserin baş kısmında çoğunlukla terennüm bulunabilir. Kâr tarzında bestelenmiş eserler bazen uzunluk ve kısalıklarına göre değişik isimlerle anılırlar: Kâr, Kârçe, Kâr-ı Nev, Kâr-ı Natık gibi isimler eserlerin yapısını anlatır.
Kâr, genellikle terennümle başlayan geniş kapsamlı, muhtelif usûllerin, kullanıldığı uzun eserlere verilen isimdir.
Kârçe, Kâr'dan daha kısa ve özelliklerini daha öz anlatım (belirten) eserlere verilen isimdir.
Kâr-ı Nev, değişik usûllerin kullanıldığı bir formdur. Kâr'dan fazla farkı yoktur.
Kâr-ı Natık, Kâr ve Kârçe'den usûl ve güfte yönünden lıemen ayrıcalık arzeder. Kâr-ı Nâtıkların güftelerinin hemen her satırında değişik usûllere rastlanılabilir. Kâr-ı Natıklar başladıkları makamın ismi ile anılırlar. Rast Kâr-ı Natık, Neva Kâr-ı Natık gibi... Kâr-ı Natık bitişte başladığı makam seslerine dönerek karar verir.
Her satırda değişik usûllere rastlanıldığı gibi, her satırda değişik makamlara geçilmesi Kâr-ı Nâtıkların özelliğidir. Her satır icra edilirken, geçilen makamın ismi belirtilir. -Rast getirip...- gibi...
Kâr türü eserler günümüzde maalesef hemen hiç yapılmamaktadır: Eski bestekârlarımız bu form üzerinde titizlikle durmuşlar ve çok güzel eserler meydana getirmişlerdir



BESTE
Genellikle beste denilince herhangi bir müzik eserini düşünürüz. Beste, Bestelemek, Bestekâr birbirine yakın kelimelerdir.
Beste: Bir müzik eseri;
Bestekâr: Bir müzik eserini besteleyen müzisyen;
Bestelemek: Bir müzik eserini yapmak, yazmak.
"Beste" kelimesinin geniş tanımının yukarıda yazıldığı gibi olmasına karşılık, Türk Mûsıkîsindeki karşılığı, yeri daha başkadır.
-Beste- Kâr formundan sonra en geniş kapsamlı müzik eseridir.
Beste, dört haneli olarak yapılır. Her hane bir mısra demektir. Şu halde bestelerin güfteleri dört mısralıdır. Her mısranın sonunda -Terennüm- adı verilen, kelime olarak pek anlamı olmayan ancak melodi yönünden çok güzel olan nağmeler bulunur.
Peşrevlerde de her hanenin sonunda -Teslim- kısmının bulunduğunu hatırlayalım. Peşrevlerdeki teslim kısmının yerini bestelerde terennümler almıştır diyebiliriz.
Terennüm, Beste formundaki eserlerde mısra sonlarına eklenen anlamlı, anlamsız ancak melodik yapısı olan bölümlere verilen addır. Terennümler hece-kelime veya birkaç kelimeden meydana gelebilir.
Ye-le-li-la-ta-ne-dil-dir-ten-ni-canım-ruhum-gel serv-i revanım- ruh-i revanım-canım efendim... Vs. gibi sözcükler sıkça kullanılır.
İkaâ: Bestelerin terennümlerinin ritmik melodilerle yapılarına veya başka bir ifadeyle bestelerdeki terennümlerin muntazam bir tempo ile yapılmasına -İkaâ- adı verilir. Terennümlerde kullanılan hecelerin anlamı pek yoktur.
Her hanenin mısranın sonunda çalınan terennüm aynıdır. Bu nedenle terennümlerin melodilerinin çok güzel olmasına bestekârlar bilhassa özen gösterirler.
Terennümlerde kullanılan güzel sözlerin bazılarının anlamı da vardır. Canım, ruhum gibi kelimelerin yanısıra, bazı bestekârlar ilgi duydukları kişilerin adlarını da terennümlerde kullanmışlardır. Sultanım, Mihribanım gibi...
Dört haneli olan bestelerin birinci mısraına -Zeminhane- adı verilir. Zeminhanelere eserin makamına ait dizi belirtilerek başlanır. Makamın özellikleri gösterilerek zemin hanenin son kısmında terennüme geçilir. Terennümün bittiği yerde, birinci mısraın son kelimeleri tekrar edilerek durak sesinde karar verilir. Bu şekilde birinci mısra, yani -zeminhane- bitmiş olur.
İkinci hane, ikinci mısranın okunmasıyla gösterilir. Ancak sözler ikinci mısraya ait olmakla beraber, melodi birinci mısranın tekrarıdır.
Demek ki birinci mısra ve güfte okunacak, tekrar başa dönülerek aynı melodi ile ikinci mısra ve terennüm icra edilecektir.
İkinci haneye -Nakarathane- adı verilir.
Üçüncü mısra -Meyan- adını alır. Meyan, eserin en önemli bölümlerinden birini teşkil eder. Bu bölümde çeşitli geçkiler, genişlemeler gösterilir. Bitiş yine terennümle olur.
Dördüncü hane ise, yine başa dönülerek, son mısra olarak -Zeminhane- nin melodileri ile okunur. Ayrıca melodisi yoktur. Besteler terennüm hanelerinin icrasıyla son bulur.

SEMÂÎ
Türk Mûsıkîsinde beste formundan sonra gelen değişik bir beste tarzıdır. Semainin tarifi bu şekilde olmasına rağmen değişik iki tür semai vardır.
1- Ağır Semai
2- Yürük Semai
Ağır Semailer, beste formundan hemen sonra fasıllardaki sıraya göre yer alırlar. Adından da anlaşıldığı gibi yapısı ağır, etkili bir formdur. Küçük usûllerle ölçülmüşlerdir.
Ağır semailerde kullanılan usûller 10 / 4 lük Ağır Aksak Semai, 10 / 8 lik Aksak Semai ve 6 / 2 lik Ağır Sengin Semai'dir.
Ağır semailer, yapı itibariyle beste formunu andırırlar. Hane, terennüm gibi bölümler bestede olduğu gibi Semailerde de bulunur. Ancak küçük usûllerle ölçülmüşlerdir. Küçük usûllerle yapılmalarından dolayı Ağır Semailer daima Bestelerden sonra ikinci sırayı alırlar.
Fasıldaki sıraya göre (Peşrev, Beste) formlarından sonra sıralanan Ağır Semaiden sonra Şarkı formu gelir. Fasıl icrasında şarkılardan sonra tekrar Semai formuna dönülür. Ancak bu sıradaki Semailer, Ağır Semai adını taşımazlar. Bu tür semailere "Yürük Semai" adı verilir.
Yürük Semailer, Yürük Semai adı verilen usûlle ölçülmüşlerdir. Genellikle 6 / 4 lük, bazen de 6 / 8 lik ölçü ile belirtilir.
Yürük Semailerin yapıları, Ağır Semailere göre daha hareketli ve canlıdır. Hane ve terennümler Ağır Semailerde olduğu gibidir.
Yürük Semai icrasından sonra Saz Semaisi icra edilir. Bu şekilde fasıl tamamlanmış olur. Türk Mûsıkisinde Peşrev, Kâr, Beste, Ağır Semai, Şarkı, Yürük Semai ve Saz Semaisi'nden meydana gelen fasıllara "Takım" adı verilir.
Türk Mûsıkîsinde bir makamın kabul edilebilmesi için bu şekilde bir takım oluşması şarttır.

ŞARKI
Türk Mûsıkîsinde küçük usûllerle ölçülen sözlü, terennümsüz, dört haneli eserlere -Şarkı- adı verilir.
Genellikle dört mısralık güftelerden meydana gelen şarkılar, dört hane olarak bestelenir.
Birinci hane -Zernin- adını alır. Bu hane esas makam dizisinin seslerinin gösterildiği bölüm olup, şarkılarda giriş bölümünü teşkil eder.
İkinci hane -Nakarat- adını alır. Bu kısımda genellikle yakın makam dizilerine geçkiler bulunur. Nakaratların bitiş kısmında adını taşıdığı makam dizisinin sesleri ile karar bulunur.
Üçüncü hane -Meyan- adını alır. Meyan'da esas makam dizilerinde dolaşıldığı kadar genellikle tiz perdelerde dolaşılır ve geçkiler yapılır.
Dördüncü hane ise, ikinci satır melodisi ile dördüncü satırın okunmasından ibaret olup, Nakarat adını taşır.

ŞARKILARDA YAPI:
Şarkıların genellikle dört haneden ibaret olduğunu yukarıda belirtmiştik. Dört mısralı şarkıların her satırı bir haneyi teşkil eder.
Her satır çoğunlukla birer defa bestelenir. İkişer defa okunur. Bu satırların sonunda dolaplar bulunur.
Yukarıda da açıklandığı gibi ikinci ve dördüncü hanelerin (satırların) besteleri aynıdır.
Bazen de her satır veya bazı satırlar ikişer defa bestelenirler. Bu durumda ilgili satır okunur. Bitiminde aynı sözler yeni bir melodi ile tekrar edilir ve doğrudan bir sonraki satıra bağlantı yapılarak geçilir.


Kaynak: ANONİM