Mustafa GÜRELLİ Kişisel Web Sayfası
  Ataturk
  Ata Sozleri
  Türkler Hakkında
  Turk Ata Sozleri
  Asiklopedik Bilgiler
  DEYİMLER
  Dini Bilgiler
  Camiler
  Cesmeler
  Kopruler
  Turbeler
  Mezar Taşaları ve Hazireler
  Saat Kuleleri
  Hanlar
  Hamamlar
  Medreseler
  Su Kemerleri
  Kervansaraylar
  Kaleler
  Kaplıcalar
  Anıtlar
  Kiliseler
  Müzeler
  Özel Mekanlar
  Mesire Yerleri
  Ören Yerleri
  Edebiyat ve Siir
  Guzel Sozler
  Fıkralar
      Evlilik Fıkraları
      Karadeniz Fıkraları
      Çeşitli Fıkralar
      DELİ FIKRALARI
      BEKTAŞİ FIKRALARI
  Hikayeler
  Türk Sanat Müzigi
  Turkiye
  Asırlık Agaclar
DUYURULAR  

Peşrefli Köyü Roma Köprüsü – Peşrefli – ( Tire )

Peşrefli Köyü Roma Köprüsü – Peşrefli – ( Tire ) Tire’nin ROMA... devam »

Çoban Dede (Sungurlu Cüneyd Bey ) Türbesi – (Ödemiş )

Çoban Dede (Sungurlu Cüneyd Bey ) Türbesi – (Ödemiş ) Beylikler Dön... devam »

KILCI MEHMET AĞA CAMİİ – BADEMLİ –ÖDEMİŞ

KILCI MEHMET AĞA CAMİİ – BADEMLİ –ÖDEMİŞ İzmir’in Ödemiş il... devam »

Yunus Emir Camii - Tire

... ... İzmir Tire Yunus Emir Camii bahçesindeki ağaçlar.. Resimler... devam »

Muhtelif Ağaçlar - Manisa

Manisa'nın çeşitli yerlerindeki Ağaçlar Resimler 16.07.2013 Tarihinde çek... devam »

Şehabeddin Sivasi Türbesi – ( Selçuk )

Şehabeddin Sivasi Türbesi – ( Selçuk ) Selçuk ilçe merkezindeki tür... devam »

TARİHİ ÇULLU CAMİSİ - KARABURUN

TARİHİ ÇULLU CAMİSİ - KARABURUN İzmir ilinin Karaburun ilçesinde il... devam »

PATLICANIN BİLİNMEYEN FAYDALARI

PATLICANIN BİLİNMEYEN FAYDALARI Patlıcan pek çok yemeklerde kullanılan... devam »

İğnedere Köyü Köprüsü – ( Menemen)

İğnedere Köyü Köprüsü – ( Menemen) İzmir İli Menemen İlçesi İ... devam »

GÜVENDİK MESİRE YERİ -MİLLİ PARKI - URLA

GÜVENDİK MESİRE YERİ -MİLLİ PARKI - URLA İzmir ili, Urla ilçesi, Ç... devam »

BOZDAĞ YAYLASI ve MERMEROLUK–ÖDEMİŞ

BOZDAĞ YAYLASI ve MERMEROLUK–ÖDEMİŞ İzmir’in Ödemiş ilçesine ba... devam »

GÖLÇÜK YAYLASI – ÖDEMİŞ

GÖLÇÜK YAYLASI – ÖDEMİŞ İzmir ili, Ödemiş llçesi, Bozdağ Belde... devam »

MEZAR TAŞLARI HAKKINDA

Türklerde Mezar Taşları Ziyaret olunan yer manasında olan, ölü gömülen... devam »

ERYTHRAİ (ILDIRI) -ÇEŞME

Çeşme’nin 20 km kuzey doğusunda yer alan Ildırı köyünün antik dönemde... devam »

YAHYA HAYATİ BEY KÖŞKÜ -BAYRAKLI

İzmir ili, Bayraklı ilçesi, Bayraklı , Karşıyaka yolu üzerinde eski Bayra... devam »

CUMA NEDEN MÜBAREK GÜNDÜR?

CUMA NEDEN MÜBAREK GÜNDÜR? Cuma'nın kelime anlamı toplanmak, bir araya g... devam »

MERKEZ (ÇARŞI ) CAMİ - ALİAĞA

ÇARŞI CAMİ - ALİAĞA İzmir ili, Aliağa ilçesi, Kültür Mahallesi... devam »

BERGAMA MÜZELERİ

Bergama Müzesi, İzmir’in Bergama ilçesinde 1936 yılından beri hizmet vere... devam »

Fuar Saat Kulesi

FUAR SAAT KULESİ: İzmir Enternasyonal Fuarı’nın (İEF) düzenlendiği Kül... devam »

Çikolatanın faydaları hakkında bilgi

Çikolatanın faydaları hakkında bilgi Çikolatanın faydası, içinde b... devam »

Ekrem Akurgal Seramik Eserler Salonu - Konak İZMİR

İzmir Arkeoloji Müzesi'nde kronolojik bir sıra ile düzenlenmiş olan ve Tür... devam »

İzmir Arkeoloji Müzesi Bahçesi - İzmir

İzmir Arkeoloji Müzesi İzmir Arkeoloji Müzesi ilk olarak 1924 yılında... devam »

Göçürülmüş Makamlar

Göçürülmüş Makamlar Bir makamı, kalıbını bozmadan asıl yerinden ba... devam »

Yaşam İçin Önemli Bilgiler

.. İnsan yaşamını kolaylaştırmak için bilinmesi gereken ve uygulandı... devam »

KLAZOMENAİ ANTİK KENTİ ZEYTİN İŞLİĞİ -URLA

Klazomenai İzmir Körfezi'nin güney sahil şeridi üzerinde, İzmir'in 38 km b... devam »

Kızıl Kilise- (Bergama)

İzmir ili Bergama ilçesinde bulunan Kızıl Kilise (Serapis Mabedi-Kızıl Avl... devam »

Hasan Ağa Parkı - BUCA

Hasan Ağa Parkı, Buca'da bulunan, İtalyan asıllı Levanten işadamı Aliotti... devam »

ALSANCAK GARI - MERKEZ

James Watt ın ilk buharlı lokomotifi icat etmesinden 72, Liverpool-Manchester... devam »

ASANSÖR - DARİO MORENO SOKAĞI - MERKEZ

İzmirin Güzelyalı semtinde bulunan Tarihi Asansör ve Asansöre çıkan Dario... devam »

HALİL RIFAT PAŞA KÖŞKÜ -MERKEZ

Halil Rıfat Paşa caddesi son duraktan asansöre giden yolun köşesinde 19 yü... devam »

Doğa mucizesi süt dünyanın en yararlı içeceği

Doğa mucizesi süt dünyanın en yararlı içeceği Yarım litresi 5 kilogr... devam »

Zeytinyağı faydalımı? zeytinyağı faydaları zararları

Bu çeşit bir diyetin özellikleri sayılırken en başta ömrün uzatığına... devam »

LİPİD DÜŞÜRMEK İÇİN ZEYTİNYAĞI

LİPİD DÜŞÜRMEK İÇİN ZEYTİNYAĞI Zeytinyağı sağlıklı lipid düş... devam »

SAĞLIK İÇİN ZEYTİNYAĞI

*Bugün dünyanın en önemli kanser ilacı köpek balığı kıkırdağıdır.... devam »

Gilâburu böbrek taşını eritiyor!

Gilaburu, tabiattan gelen bir şifa kaynağı... Ağrısız sancısız böbrek t... devam »

Atatürk Anıtı –BERGAMA –KOZAK YAYLASI- BAĞYÜZÜ KÖYÜ

Türkiye deki Atatürk anıtlarının en farklısı BERGAMA – KOZAK YAYLASI ... devam »

Balçova Kaplıcaları - (Merkez)

İzmir il merkezinin yakınında, İzmir-Çeşme yolunun 4. km. den 1 km. içeri... devam »

Kanuni Kervansarayı- (Çeşme)

İzmir ili Çeşme ilçe merkezinde, deniz kıyısında bulunan bu kervansaray k... devam »

Pollio Su kemerleri - SELÇUK

Ephesosta yapılan kazılar sırasında çeşitli dönemlere ait çeşmeler ile... devam »

Hatuniye Medresesi -(Merkez)

İzmir Anafartalar Caddesinde bulunan bu medreseyi yanındaki cami ile birlikte... devam »

Çukurhan - Bergama

İzmir ili Bergama ilçesinde bulunan bu hanın kitabesi günümüze gelemediği... devam »

Çandarlı Kale Çeşmesi – Çandarlı – DİKİLİ

.. İzmir ili, Dikili İlçesi, Çandarlı Beldesi, Çandarlı Kalesinin heme... devam »

MENEMEN İLÇESİ

Menemen, İzmir ilinin bir ilçesidir. İzmir merkeze (Konak) 33 km. uzaklıktad... devam »

KARAKADI MECDETTİN CAMİ -TİRE

Karakadı Caminin bânisi, Karakadı Mecdettin dir. İpekçiler Mahallesinde bul... devam »

KONAK SAAT KULESİ

İzmir Konak Meydanındaki Saat Kulesi, eski Sarıkışla önünde bulunuyordu.... devam »

Atatürk Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Atatürk Hakkında bilinmesi gereken 30 konu; 1 - ATA LAFINI SEVMEZDİ -Atat... devam »

URLA İLÇESİ

.. Ege Bölgesi'nin tüm özelliklerini taşıyan Urla, İzmir'in batısında... devam »

KİMLERE SELAM VERİLMEZ

1 – Başkalarıyla alay eden kimselere, 2 – Açıktan yalan söyleyen vey... devam »

CENAB-I HAKK’IN HANGİ İSMİNE AYNASINIZ ? ( Eş aile ilişkisi )

Cenab-ı Hakk , insanı güzel isimlerine ayna yapmıştır. Acaba hiç düşün... devam »

Allah’ın 99 ismi Esmâ-i Hüsnâ sırrı

Akademisyenler ve doktorlar bu konuda hemfikir. Mesela sabırsız biri ‘Ya Sab... devam »

SOR BAKALIM

Cumhuriyetin ilanından sonra, İstanbulda bir resepsiyon verilir. Tüm Dünya... devam »

BAL VE TARÇIN

ÖNSÖZ *Bal ve Tarçın karışımının birçok hastalıklara iyi geldiği sa... devam »

ŞADIRVAN CAMİİ -MERKEZ

ADRES: Şadırvanaltı Camii: Ahmet Ağa Mahallesi Şadırvanaltı Mevkii 91... devam »

MANZUM ATA SÖZLERİ - I

Bizden evvel gelmiş ulular pirler, Dinle bak; hisse al, ne söylerler? Her ne... devam »

EN YAŞLI AĞAÇLAR

... Dünya üzerindeki en yaşlı ağaçlar Ağaçlar dünya üzerinde... devam »

SIĞACIK CAMİ - SEFERİHİSAR

İzmir ili, Seferihisar ilçesi, Kaleiçi mevki, Sığacık Mahallesi 31 sokak n... devam »

KANIMIZ

KANIMIZ ve KAN GURUPLARI Tek damlası bile değerli olan,damarlarımızda ta... devam »

HACI SİNAN CAMİ – BAYINDIR

İzmir ili Bayındır ilçesi, Cami mahallesinde bulunan cami Osmanlı dönemi e... devam »

ULU CAMİ - BERGAMA

Adres: Ulu Cami Mahallesi Eski Kozak Caddesi Türkeli Sokak - Bergama - İzm... devam »

ATATÜRK DİYOR Kİ...

Atatürk ün çeşitli zamanlarda söylediği sözleri böyle bir çalışma ile... devam »


Mail listemize abone
olun, güncel
yayınlarımızdan
haberdar olun!

Bunun için,
Lütfen mail adresinizi girin.
  Ana Sayfa   |  Üye Kayıt   |  Üye Giriş   |  İletişim   
Annelik Sınavı

Annelik Sınavı
Kadın, dört yaşındaki kızını yürüyüşe çıkarmıştı.
Küçük kız yerden bir şey aldı ve ağzına götürdü. Anne zamanında davrandı, onu elinden aldı ve bunu bir daha yapmamasını söyledi.
"Niye?" diye sordu küçük kız. Anne açıkladı:
"Çünkü o yerdeydi. Nereden geldiğini bilmiyorsun. Kirli ve muhtemelen mikroplu da..."
Küçük kız hayranlıkla annesine baktı. "Bu kadar çok şeyi nasıl biliyorsun anne? Çok akıllısın."
Anne bunu da kızına bir ders fırsatı bildi ve devam etti:
"Bütün anneler bunları bilir. Bunlar annelik sınavında vardır. Bilemezsen anne olmana izin vermezler."
Birkaç dakika öyle sessizce yürüdüler. Belli ki küçük kız annesinin söylediklerini düşünüyordu.
"Anladııım!" diye gülümsedi birden, "sınavı geçemezsen baba olursun."
Anne bu ilginç yoruma şaşkın ama mutlu, "kesinlikle" dedi, genişçe bir gülümsemeyle

ASTRONOT
Dallas’taki NASA uzay üssünde, us komutanı, George ve Bob adındaki astronotları yanına çağırıp, ertesi gün çıkacakları Mars yolculuğu hakkında son talimatları verir ve bu zor yolculuğun öncesinde uyumak üzere evlerine gitmelerini söyler. Her iki astronot da, talimata uyup evlerine giderler. George tam uyumak üzereyken telefon gelir. Arayan Bob'dur.
"Alo, George. Ben Bob. Uyudun mu?"
"Henüz değil."
"Ben çok heyecanlıyım. Uyku tutmadı. Sana da uyarsa, benimle birlikte içmeye ne dersin? Uzun sure içki içemeyeceğiz..."
"Ok."
Bir saat sonra George ve Bob buluşurlar, bir bara girip içki söylerler. Barmen tam içkiyi verirken ikisine de dikkatlice bakar.
"Hey men. Sizi tanıdım. Yarın Mars'a gidecek astronotlarsınız. Size içki verdiğim ortaya çıkarsa bir daha Dallas'ta ekmek yiyemem ben. Kusura bakmayın."
George ve Bob barmenle tartışmalarına rağmen o barda içki içemezler. Başka barlarda şanslarını denerler; ama TV programlarını sürekli izleyen barmenler onları her seferinde tanırlar ve içki vermeyi reddederler. Marketlerde kapalıdır. Tam eve dönmeye karar verdiklerinde Bob'un aklına bir fikir gelir.
"Yahu George'cuğum. Bizim uzay roketine koydukları yakıtın kokusunu hatırlıyor musun? Ayni viski gibiydi. İstiyorsan ondan içelim."
Birlikte uzay üssüne girerler. Kontrol etmek bahanesiyle yakıt tankının yanına gelirler. Kimse şüphelenmez. Onlara güvenmeyip te kime güveneceklerdir ki zaten. Ertesi sabah füzeye binecek olanlar onlardır. George ve Bob yakıt tankından aldıkları yakıttan birer kadeh
içerler; sonra da evlerine giderler. George tam uyumak üzereyken telefon çalar. Arayan yine Bob'dur.
"Alo George. Yine ben. Rahatsız ettim ama kusura bakma. Sana bir şey sormak istiyorum. Karnın ağrıyor mu?"
"Evet Bob. Hem de çok."
"Peki. O zaman sakın gaz çıkarayım deme. Ben seni TOKYO'dan arıyorum..."

STALİNİN TAVUĞU
Stalin en sadist cinayetlerini planladığı çalışma odasına yakın dostlarını toplamış sohbet ediyordu. Votka şişelerinin biri gidip, diğeri geliyordu. Kafalar iyice dumanlanmıştı. Stalin kan çanağına dönmüş gözlerini etrafında dalkavukluk yarısına girmiş adamlarına çevirerek sordu:
- Saçını ihtilalde, halk içinde, devlet yönetiminde, bürokraside ağartmış dostlarım... Söyleyin bakalım halkın yönetime bas eğmesi, kayıtsız şartsız itaat etmesi için yöneticiler ne yapmalı, nasıl davranmalıdır?
Her dumanlı kafadan bir ses çıktı..Kimisi adaletten, haktan söz etti..Kimisi demokrasiden....
Kimisi sürgünden, sehpadan, hapisten... Kitlesel cinayetlerin deha çapındaki katili Stalin, beğenmedi
adamlarının izahatlarını...
Bir kadeh daha votka çekerek söyle dedi: - Yönetimi eline geçiren hükümdarın Tanrıdan pek farkı yoktur! Halkın karsınızda baş eğip durması için ne yapmanız gerektiğini durun da şu beyinsiz kafalarınıza çivi gibi çakayım...
Hemen hizmetçileri çağırıp emretti. — Çabuk bana bir tavuk getirin...
Aceleyle bir tavuk kapıp getirdi adamları... Stalin, kafaları iyice dumanlanmış adamlarının gözleri önünde başladı canlı canlı tüylerini yolmaya tavuğun,... Bütün tüyleri yolunup cascavlak kalan tavuğu odanın ortasına salıverdi, lider... - Simdi izleyin bakalım nereye gidecek bu şaşkın tavuk...
Zavallı tavuk bu azaptan kaçıp kurtulayım diye aralık kapıdan dışarı canını atayım diyor, soğuktan tir tir titriyor... Masaların altına giriyor, köşeli masa ayakları canını yakıyor... Duvar diplerine koşuyor
teleksiz, tüysüz kanatları yara bere içinde kalıyor... Şömineye yaklaşıyor tüysüz derisi kavruluyor...
Çaresiz, tüylerini yolan Stalin'in bacakları arasına saklanıp, sığınıyor...
O zaman Stalin, cebinden bir avuç yem çıkarıp önüne tane tane atıveriyor yolunmuş tavuğun...Yemlenen tavuk, Stalin nereye yönelse peşinden koşuveriyor..
Ağızları bir karış açık kalan dostlarına bakıp, pos bıyıklarının altından gülerek söyle diyor Stalin: - Gördünüz mü, Halk dediğiniz topluluk bu tavuk gibidir. Tüylerini yolup al ve serbest bırak... O zaman yönetmek kolay olur...
Stalin'in sofra dostları hayretler içinde kalıp ' Vay anasını birader... Adamdaki akıla bak...' diye baslarını salladılar...
Bu gerçekten olmuş mu, yoksa uydurulmuş bir öykü mü bilmem. Ancak 'Stalin'in Tavuğu' diye bir tabir var... Bu tabire uyan nice halk, nice yönetici görmedik mi biz de şu kısacık hayatımızda...

PATLICAN
Padişahın canı patlıcan çekmiş...
Yapmışlar, afiyetle yemiş ve demiş ki:
"Şu patlıcan ne güzel sebzedir."
Dalkavuk onaylamış:
"Ağzınızın tadını biliyorsunuz. Hünkârım. Öyle lezizdir ki, 40 çeşit yemeği olur, tatlısı olur, turşusu olur... İnsan yemeğe doyamaz, parmaklarını yer."
Ertesi gün. Padişah tersinden kalkmış...
Bir gün önce çok beğendi diye, gene patlıcan yapmışlar, sofrasına getirmişler. Kükremiş bu sefer...
"Ne bu yahu, her gün patlıcan patlıcan, bari bi şeye benzese!"
Dalkavuk atılmış hemen... "Haklısınız vallahi hünkârım! Ne yemeği yemek, ne tadı tat, zaten kara kuru da bi şey."
Padişah kızmış: "Sen değil miydin, daha dün, patlıcanı yere göğe sığdıramayan? Alay mı ediyorsun benle?"
Dalkavuk eğmiş boynunu..."Aman padişahım, yanlış anlaşılmasın" demiş, "ben sizin dalkavuğunuzum, patlıcanın değil."

Neye Benzer
Sokakta dolaşırken yanıma pasaklı, pejmürde görünüşlü, muhtemelen evsiz bir bayan yaklaştı ve akşam yemeği için bir kaç dolar vermemi istedi. Cüzdanımdan 10 dolar çıkardım ve sordum: Eğer bu parayı sana verirsem, bununla aksam yemeği yerine şarap almaz misin?
'Hayır, yıllar önce içkiyi bıraktım" diye cevap verdi evsiz bayan. "Bu parayla yiyecek almak yerine alış verişe gitmez misin?" diye sordum.
"Hayır, alış veriş için boş zamanım yok" diye cevap verdi evsiz bayan. "Bütün zamanımı hayatta kalmak için harcamalıyım."
"Bu parayı yiyecek almak yerine güzellik salonunda da mi harcamazsın" diye sordum.
"Deli misin" dedi bayan; "20 yıldır saçlarımı yaptırmıyorum."
'Pekala" dedim. "Sana bu parayı vermeyeceğim. Onun yerine seni, kocam ve benimle beraber akşam yemeğine restorana götüreceğim."
Evsiz bayan çok şaşırdı. "Bunu yaptığın için kocan sana kızmayacak mı? Çok kirliyim ve muhtemelen iğrenç kokuyorum." Dedim ki: "Sorun değil. Önemli olan kocamın alışverişten,
kuaförden ve şaraptan vaz geçen kadınların neye benzeyeceğini görmesi."

Müjde
İki Yahudi arkadaş, piyasayı araştırmışlar ve o sene haki renkteki kumaşın moda olacağını öğrenmişlerdi. Bütün varlıklarını paraya çevirdiler. Piyasadaki bütün haki kumaşları satın aldılar. Depoları bu renkteki kumaşlarla doldu ancak kimsenin bu kumaşlara talip olmadığı görüldü. iki kafadar artık iflasın eşiğine gelmişlerdi. Moiz ve Aron dertli dertli oturuyorlardı. Artık bıçağın kemiğe dayandığı bir gün kapı çalındı ve içeriye bir albay girdi:
- "Sizde haki renkte kumaş var mi?" diye sordu albay. iki Yahudi kulaklarına inanamadı. Hemen atıldılar:
- "Evet albayım var, gösterelim" dediler. Albay, dikkatle kumaşları inceledi ve: - "Çok beğendim" dedi. "Bu sene askerlere 200.000, subaylara 50.000 adet haki renkte elbise yaptıracağız. Ancak tabii ki benim tek başıma beğenmem yetmez. Generalimin de oluru lazım. Bana bir parça numune verin. Yarın öğlen 12'ye kadar iptal edecek olursam size postayla bir telgraf yollarım. Eğer telgraf gelmezse kumaşları kesip imalata başlayabilirsiniz." diye ekledi.
O gece bitmek bilmedi. Kimi zaman ümitlendiler, kimi zaman "ya iptal olursa" diye düşündüler. Ertesi gün saat 11, 11.30, 11.45, gözleri yolda, korku ile postacıyı gözlediler, gelmesin diye dua ederek... 12'ye 5 kala postacı sokağın kösesinden gözüktü. "Belki bize gelmiyordur" diye ümitlendiler. Ancak postacı gelip kapılarını çaldı.
Moiz, büyük bir kederle koltuğa çöktü. Aron da çaresiz kapıyı açtı. Postacının elinde bir telgraf vardı. Aron titreyen elleri ile telgrafı açtı, okudu ve sevinçle seslendi:
"Müjde Moiz Müjdeee, baban ölmüş !..."

UYGULAYACAĞIM
Minik kız elinde karnesiyle evden içeri girmiş. Karnesini babasına göstermiş. Babası bir bakmış bastan aşağı pekiyi, bir iki tane de iyi var, ama öğretmen karnenin altına söyle bi not düşmüş:
- "Çok akıllı ve yetenekli bir çocuk fakat bir kusuru var, derste çok konuşuyor. Buna nasıl son verebileceğimiz hakkında fikirlerim var, en kısa zamanda siz velisiyle de paylaşmak istiyorum"
Baba bunun üzerine karneyi imzalamış ve öğretmenin görüşlerinin altına kendi de bi not düşmüş:
- "Lütfen paylaşalım, çünkü işe yararsa ben de annesinde uygulayacağım.."

İkinciyi
Öğretmen, öğrencilere :
-Sizlere sorular soracağım. Birinci soruyu bilene ikinci soru sorulmayacak. Şimdi söyle bakalım Ahmet, bir hindinin kaç tane tüyü vardır?
-9567 tane tüyü vardır öğretmenim!...
-Nereden öğrendin bunu?
-Öğretmenim, hani birinciyi bilene ikinci soruyu sormayacaktınız?!...

GERİ ZEKÂLI
Okula yeni gelen öğretmen ilk dersinde öğrencilere ilginç bir çağrıda bulunmuş:
- Kendini geri zekâlı hisseden varsa ayağa kalksın...
Sınıfta çıt yok. Nihayet biri kalkmış:
- Sen kendini geri zekâlı mı hissediyorsun?
- Hayır, demiş çocuk, ama sizin tek başına ayakta kalmanıza gönlüm razı olmadı da...

BU NEDİR?
Bayan profesör, solunum olayını sormak amacıyla, sigarasından bir nefes çekip öğrencisinin yüzüne üfledi :
- Söyle bakalım, bu nedir?
- Terbiyesizliktir efendim...

AHLAK
Küçük Salamon, okuldan iki gözü iki çeşme dönmüştü. Babası, niye ağladığını sorunca hıçkıra hıçkıra cevap verdi :
- Öğretmen ahlak nedir diye sordu, bilemediğim için bana sıfır verdi.
- İyi etmiş. Öğreneydin dedi babası. Gel sana anlatayım, dinle. Mesela, bir müşteri geldi dükkâna, mal aldı. Giderken de içi para dolu cüzdanını unuttu. İşte ahlak burada başlar. Bu cüzdanı ne yapacağım? Yalnız kendime mi saklayacağım yoksa ortağımla mı paylaşacağım?

KAS
Yaşlı bir öğretmen, Fen Bilgisi dersinde kasları anlatıyordu. Bir ara öğrencilerden birine şu soruyu sordu :
-Şimdi ben boks yapsam hangi kaslar çalışır?
-İzleyenlerin gülme kasları öğretmenim!

MAÇ VAR KALECİ KİM?
İki yaşlı dost 70'li yaşlarına gelmiş iki adam, bir ömür boyu birbirlerinin en iyi dostu olmuşlardı...
Derken bir gün bir tanesi ağır hasta oldu.. Ölüm döşeğindeyken yanında yine en iyi dostu vardı ve ona fısıldadı.
“Bana bir iyilik yap olur mu?.. Cennete gittikten sonra orda futbol oynanıyorsa lütfen bir şekilde bana haber ver.."
Öteki "Tamam..."dedi.. "Bütün hayatım boyunca en iyi dostum sendin, bunu senin için yapıcam.."
Ve birkaç dakika sonra da adam öldü....
Bir hafta sonra adam uyurken birden arkadaşının sesini duydu "Dostum..... Sana bir iyi bir de kötü haberim var..."
Öteki hemen sordu.
"İyi haber nedir?"
"Cennette futbol oynanıyor....."
"BU HARİKA...!!! )) Peki kötü haber nedir???"
"Yarınki maçta kalede sen varsın..." ))))))))

SHERLOCK HOLMES
Sherlock Holmes ile Dr. Watson kampa giderler. Güzel bir yemek yiyip bir şişe de şarabı devirdikten sonra uykuya dalarlar. Birkaç saat sonra Holmes uyanır ve arkadaşını dürtükler.
"Watson, yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle".
Watson cevap verir:
"Milyonlarca yıldız görüyorum."
Holmes sorar:
"Bu sana neyi gösteriyor?"
Watson bir an düşünür ve yanıtlar:
" Astronomik olarak milyonlarca galaksinin ve dolayısıyla milyarlarca gezegenin varlığını görüyorum. Yıldızların konumuna bakarak saatin 3'ü çeyrek geçtiğini çıkarıyorum. Teolojik olarak tanrının kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum. Meteorolojik açıdan da bugün havanın çok güzel olacağını tahmin ediyorum. Neden sordun? Sana ne gösteriyor?"
Holmes arkadaşını sabırla dinlemiştir ama artık dayanamaz:
"Ulan hıyar, çadırımızı araklamışlar!"

UÇAK
Amerikalılar yeni bir uçak geliştirmişler. Ve bu uçağı denemek için Arabistan'a götürürler. Bir Arap pilotunu uçağa bindirirler ve uçak havalanır. Arap pilotu uçağı kullanırken 4 motordan biri patlar.
Göstergelerde "Don't panic. This is American technology" yazısı görülür.
Pilot rahatlar. Daha sonra bir motor daha patlar ve göstergede ayni yazı görülür. Biraz sonra iki motor ayni anda patlar ve hiç motor kalmayınca Arap pilot panikler. Tam bu esnada göstergelerde "Don't panic. This is American technology" yazısı görülür ve uçak kendi kendine rahat bir şekilde yere iner.
Araplar şaşırır ve kendileri de böyle bir uçak yapmaya karar verirler. Yaptıkları uçağı Amerikalılara denetmek için bir Amerikan pilotunu uçağa bindirirler. Uçak kalktıktan birkaç dakika sonra bir motor patlar.
Göstergelerde "Don't panic. This is Arabic technology" yazısı görülür. Birkaç dakika sonra 2. Motorun patlamasıyla ayni yazı göstergede görününce pilot "Ulan bizim uçağın aynisini taklit etmişler. Ne taklitçi adam yav bunlar" dedikten sonra kalan 2 motorda patlayınca uçağın kendiliğinden yere ineceğini düşünen pilot göstergede şu yazıyı görür.
"Don't panic. This is Arabic technology. Plase repeat after me; Eşhedü enla ilahe İllallah ve eşhedü..."

İMAM OSURURSA
Bir köyün imamı öğle namazını köylüye kıldırıyor tam secdeye giderken imam osuruyor..
Tabii bunu bütün köylü duyuyor. İmam bu olayı kendine yediremiyor, köyden ayrılma kararı alıyor ve köyden ayrılıyor. Aradan 15 sene geçiyor, köyünü özlüyor ve geri dönüyor.
Köyün girişinde 18 yaşlarında bir çocukla karşılaşıyor :
-"Sen kimlerdensin?", diyor, çocuk söylüyor.
İmam :
-"Peki sen kaç yaşındasın?" diye soruyor.
Genç çocuk :
-"Valla pak emin değilim ama imam osurduğunda 3 yasındaymışım"
Hemen geri dönüp evine varıyor. Karısı ne oldu diye soruyor.
-“Sorma hanım sorma, bizim osuruk tarih olmuş.” Diyor.

BUNLARI DÜNYADA BİR TEK TÜRKLER YAPIYOR
- "Nerelisin?" sorusuna cevap aldıktan sonra otomatikman "içinden mi?" diye sormak.
- Amca, hala, dayı, teyze, görümce, kayınço, enişte, elti, bacanak, kaynana, kayınpeder, baldız, yenge, amca oğlu, hala oğlu, dayı oğlu, vb. gibi akrabalık terimleri.
- Sigarayı çoraba veya kulak arkasına koymak.
- Düğünlerde, eğlencelerde, toplantılarda, vb. içip içip olay çıkartmak.
- Yabancı dil öğrenirken önce küfürleri öğrenmek, yabancılara Türkçe öğretirken önce küfürleri öğretmek.
- Yolculuk esnasında yanındakine "Yolculuk nere hemşerim?" diye sorarak muhabbete başlamak.
- Mektuplarda "büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden" öpüp, "kestane kebap, acele cevap" beklemek.
- Kendini tanıttıktan sonra diğer yarışmacı arkadaşlara başarılar dilemek.
- Japonları kastederek "Adamlar yapmış abi!" demek.
- Ortaokul ve lisedeki anı - hatıra defterlerine yazarken "bana kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için..." diye başlamak.
- "Bizim askerdeyken bir çavuş vardı..." diye başlayan askerlik anıları.
- "Kim o?" sorusuna "Ben!" diye cevap vermek.
- Telefonu açan kişiye kendini tanıtmadan "Orası neresi?" veya "Sen kimsin?" gibi sorular sormak.
- Neredeyse herkese, her şeye takma isim bulmak.
- Misafir gelince hemen çay suyu koymak.
- "Senin paran burda geçmez!" deyip karşıdakinin eline sarılmak.
- Düğün, lokanta, vb. gibi yerlerde masaları birleştirerek oturmak.
- Düğünlerdeki takı merasimleri.
- Otobüs, uçak, hastane, vb. gibi cep telefonu kullanmanın yasak olduğu yerlerde gizli gizli cep telefonu ile konuşmak.
- Yüzsüzce rüşvet istedikten sonra abartıp "Helal et!" demek.
- Daha neleeer neler....
- Biz, bizi tanıyor muyuz ?

Kaz göndersem yolar mısın?
Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdil-i kıyafet gezmeye karar vermiş. Yanına baş vezirini alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş. Padişah, ihtiyarı selamlamış:
"Selamünaleyküm ey pir'i fani..."
"Aleykümselam ey serdar'ı cihan..."
Padişah sormuş:
"Altılarda ne yaptın?"
"Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor..."
Padişah gene sormuş:
"Geceleri kalkmadın mı?"
"Kalktık... Lakin ellere yaradı..."
Padişah gülmüş:
"Bir kaz göndersem yolar mısın?"
"Hem de cıyaklatmadan..."
Padişahla baş vezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah baş vezire dönmüş:
"Ne konuştuğumuzu anladın mı?"
"Hayır padişahım..."
Padişah sinirlenmiş:
"Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım."
Korkuya kapılan baş vezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere kenarına dönmüş. Bakmış adam hala orada çalışıyor.
"Ne konuştunuz siz padişahla..."
Adam, baş veziri şöyle bir süzmüş:
"Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim."
Baş vezir, yüz altın vermiş.
"Sen padişahı, serdar-ı cihan, diye selamladın. Nereden anladın padişah olduğunu."
"Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi."
Vezir kafasını kaşımış. "Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne demek?..."
Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha almış.
"Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki, kış günü çalışıyorsun, diye sordu. Ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı ay da kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim.(32 ise ağızdaki dişten kinaye, boğaz)"
Vezir bir soru daha sormuş... "Geceleri kalkmadın mı ne demek?"
Adam bir yüz altın daha almış.
"Çocukların yok mu diye sordu. Var, ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına yaradılar, dedim..."
Vezir gene kafasını sallamış.
"Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek..."
Adam gülmüş.
"Onu da sen bul..."

Bİ ONU YAPMADILAR
Yaşlıca, bir hanıma bir türlü teşhis konulamıyor. Kadıncağız yirmi sekiz gündür Üniversite hastanesinde yatmakta ve hiç bir sonuç yok. Belki dikkatinizi çekmiştir, üniversite hasta hanelerinde garip bir hiyerarşi vardır. Prof. başta, arkasında Doçlar, sonrasında başasistanlar ve bir iki parlak öğrenci üçgen düzende Vizitelere nerdeyse uçarak giderler. Yine böyle bir gün ve tüm kadro hastanın başında. Prof sorar:
- Radyolojik tetkikler? Hemen filmler ışıklı panoya yerleştirilir. Sert ve kararlı bir ses:
- EKG? Derhal hocanın önüne serilir,
- Eforlusu? O da hemen açılır hocanın önüne.
- Laboratuar tetkikleri? Her şey önceden hazırlanmıştır.
- Elektroansefalografi?
- Buyurun hocam.
- Emar ? Dışarıda çektirilmiş(!) Emar da konulur büyük patronun önüne.
- Sintigrafi?
- Anjiyo?... Derken Büyük şef sorar :
- Sken oldu mu? Kadından gelen cılız bir ses :
- Bi onu yapmadılar!