Mustafa GÜRELLİ Kişisel Web Sayfası
  Ataturk
  Ata Sozleri
  Türkler Hakkında
  Turk Ata Sozleri
  Asiklopedik Bilgiler
  DEYİMLER
  Dini Bilgiler
  Camiler
  Cesmeler
  Kopruler
  Turbeler
  Mezar Taşaları ve Hazireler
  Saat Kuleleri
  Hanlar
  Hamamlar
  Medreseler
  Su Kemerleri
  Kervansaraylar
  Kaleler
  Kaplıcalar
  Anıtlar
  Kiliseler
  Müzeler
  Özel Mekanlar
  Mesire Yerleri
  Ören Yerleri
  Edebiyat ve Siir
  Guzel Sozler
  Fıkralar
  Hikayeler
  Türk Sanat Müzigi
  Turkiye
      İZMİRİN İLÇELERİ
      İZMİR
  Asırlık Agaclar
DUYURULAR  

Çoban Dede (Sungurlu Cüneyd Bey ) Türbesi – (Ödemiş )

Çoban Dede (Sungurlu Cüneyd Bey ) Türbesi – (Ödemiş ) Beylikler Dön... devam »

KILCI MEHMET AĞA CAMİİ – BADEMLİ –ÖDEMİŞ

KILCI MEHMET AĞA CAMİİ – BADEMLİ –ÖDEMİŞ İzmir’in Ödemiş il... devam »

Yunus Emir Camii - Tire

... ... İzmir Tire Yunus Emir Camii bahçesindeki ağaçlar.. Resimler... devam »

Muhtelif Ağaçlar - Manisa

Manisa'nın çeşitli yerlerindeki Ağaçlar Resimler 16.07.2013 Tarihinde çek... devam »

Şehabeddin Sivasi Türbesi – ( Selçuk )

Şehabeddin Sivasi Türbesi – ( Selçuk ) Selçuk ilçe merkezindeki tür... devam »

TARİHİ ÇULLU CAMİSİ - KARABURUN

TARİHİ ÇULLU CAMİSİ - KARABURUN İzmir ilinin Karaburun ilçesinde il... devam »

PATLICANIN BİLİNMEYEN FAYDALARI

PATLICANIN BİLİNMEYEN FAYDALARI Patlıcan pek çok yemeklerde kullanılan... devam »

İğnedere Köyü Köprüsü – ( Menemen)

İğnedere Köyü Köprüsü – ( Menemen) İzmir İli Menemen İlçesi İ... devam »

GÜVENDİK MESİRE YERİ -MİLLİ PARKI - URLA

GÜVENDİK MESİRE YERİ -MİLLİ PARKI - URLA İzmir ili, Urla ilçesi, Ç... devam »

BOZDAĞ YAYLASI ve MERMEROLUK–ÖDEMİŞ

BOZDAĞ YAYLASI ve MERMEROLUK–ÖDEMİŞ İzmir’in Ödemiş ilçesine ba... devam »

GÖLÇÜK YAYLASI – ÖDEMİŞ

GÖLÇÜK YAYLASI – ÖDEMİŞ İzmir ili, Ödemiş llçesi, Bozdağ Belde... devam »

MEZAR TAŞLARI HAKKINDA

Türklerde Mezar Taşları Ziyaret olunan yer manasında olan, ölü gömülen... devam »

ERYTHRAİ (ILDIRI) -ÇEŞME

Çeşme’nin 20 km kuzey doğusunda yer alan Ildırı köyünün antik dönemde... devam »

YAHYA HAYATİ BEY KÖŞKÜ -BAYRAKLI

İzmir ili, Bayraklı ilçesi, Bayraklı , Karşıyaka yolu üzerinde eski Bayra... devam »

CUMA NEDEN MÜBAREK GÜNDÜR?

CUMA NEDEN MÜBAREK GÜNDÜR? Cuma'nın kelime anlamı toplanmak, bir araya g... devam »

MERKEZ (ÇARŞI ) CAMİ - ALİAĞA

ÇARŞI CAMİ - ALİAĞA İzmir ili, Aliağa ilçesi, Kültür Mahallesi... devam »

BERGAMA MÜZELERİ

Bergama Müzesi, İzmir’in Bergama ilçesinde 1936 yılından beri hizmet vere... devam »

Fuar Saat Kulesi

FUAR SAAT KULESİ: İzmir Enternasyonal Fuarı’nın (İEF) düzenlendiği Kül... devam »

Çikolatanın faydaları hakkında bilgi

Çikolatanın faydaları hakkında bilgi Çikolatanın faydası, içinde b... devam »

Ekrem Akurgal Seramik Eserler Salonu - Konak İZMİR

İzmir Arkeoloji Müzesi'nde kronolojik bir sıra ile düzenlenmiş olan ve Tür... devam »

İzmir Arkeoloji Müzesi Bahçesi - İzmir

İzmir Arkeoloji Müzesi İzmir Arkeoloji Müzesi ilk olarak 1924 yılında... devam »

Göçürülmüş Makamlar

Göçürülmüş Makamlar Bir makamı, kalıbını bozmadan asıl yerinden ba... devam »

Yaşam İçin Önemli Bilgiler

.. İnsan yaşamını kolaylaştırmak için bilinmesi gereken ve uygulandı... devam »

KLAZOMENAİ ANTİK KENTİ ZEYTİN İŞLİĞİ -URLA

Klazomenai İzmir Körfezi'nin güney sahil şeridi üzerinde, İzmir'in 38 km b... devam »

Kızıl Kilise- (Bergama)

İzmir ili Bergama ilçesinde bulunan Kızıl Kilise (Serapis Mabedi-Kızıl Avl... devam »

Hasan Ağa Parkı - BUCA

Hasan Ağa Parkı, Buca'da bulunan, İtalyan asıllı Levanten işadamı Aliotti... devam »

ALSANCAK GARI - MERKEZ

James Watt ın ilk buharlı lokomotifi icat etmesinden 72, Liverpool-Manchester... devam »

ASANSÖR - DARİO MORENO SOKAĞI - MERKEZ

İzmirin Güzelyalı semtinde bulunan Tarihi Asansör ve Asansöre çıkan Dario... devam »

HALİL RIFAT PAŞA KÖŞKÜ -MERKEZ

Halil Rıfat Paşa caddesi son duraktan asansöre giden yolun köşesinde 19 yü... devam »

Doğa mucizesi süt dünyanın en yararlı içeceği

Doğa mucizesi süt dünyanın en yararlı içeceği Yarım litresi 5 kilogr... devam »

Zeytinyağı faydalımı? zeytinyağı faydaları zararları

Bu çeşit bir diyetin özellikleri sayılırken en başta ömrün uzatığına... devam »

LİPİD DÜŞÜRMEK İÇİN ZEYTİNYAĞI

LİPİD DÜŞÜRMEK İÇİN ZEYTİNYAĞI Zeytinyağı sağlıklı lipid düş... devam »

SAĞLIK İÇİN ZEYTİNYAĞI

*Bugün dünyanın en önemli kanser ilacı köpek balığı kıkırdağıdır.... devam »

Gilâburu böbrek taşını eritiyor!

Gilaburu, tabiattan gelen bir şifa kaynağı... Ağrısız sancısız böbrek t... devam »

Atatürk Anıtı –BERGAMA –KOZAK YAYLASI- BAĞYÜZÜ KÖYÜ

Türkiye deki Atatürk anıtlarının en farklısı BERGAMA – KOZAK YAYLASI ... devam »

Balçova Kaplıcaları - (Merkez)

İzmir il merkezinin yakınında, İzmir-Çeşme yolunun 4. km. den 1 km. içeri... devam »

Kanuni Kervansarayı- (Çeşme)

İzmir ili Çeşme ilçe merkezinde, deniz kıyısında bulunan bu kervansaray k... devam »

Pollio Su kemerleri - SELÇUK

Ephesosta yapılan kazılar sırasında çeşitli dönemlere ait çeşmeler ile... devam »

Hatuniye Medresesi -(Merkez)

İzmir Anafartalar Caddesinde bulunan bu medreseyi yanındaki cami ile birlikte... devam »

Çukurhan - Bergama

İzmir ili Bergama ilçesinde bulunan bu hanın kitabesi günümüze gelemediği... devam »

Çandarlı Kale Çeşmesi – Çandarlı – DİKİLİ

.. İzmir ili, Dikili İlçesi, Çandarlı Beldesi, Çandarlı Kalesinin heme... devam »

MENEMEN İLÇESİ

Menemen, İzmir ilinin bir ilçesidir. İzmir merkeze (Konak) 33 km. uzaklıktad... devam »

KARAKADI MECDETTİN CAMİ -TİRE

Karakadı Caminin bânisi, Karakadı Mecdettin dir. İpekçiler Mahallesinde bul... devam »

KONAK SAAT KULESİ

İzmir Konak Meydanındaki Saat Kulesi, eski Sarıkışla önünde bulunuyordu.... devam »

Atatürk Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Atatürk Hakkında bilinmesi gereken 30 konu; 1 - ATA LAFINI SEVMEZDİ -Atat... devam »

URLA İLÇESİ

.. Ege Bölgesi'nin tüm özelliklerini taşıyan Urla, İzmir'in batısında... devam »

KİMLERE SELAM VERİLMEZ

1 – Başkalarıyla alay eden kimselere, 2 – Açıktan yalan söyleyen vey... devam »

CENAB-I HAKK’IN HANGİ İSMİNE AYNASINIZ ? ( Eş aile ilişkisi )

Cenab-ı Hakk , insanı güzel isimlerine ayna yapmıştır. Acaba hiç düşün... devam »

Allah’ın 99 ismi Esmâ-i Hüsnâ sırrı

Akademisyenler ve doktorlar bu konuda hemfikir. Mesela sabırsız biri ‘Ya Sab... devam »

SOR BAKALIM

Cumhuriyetin ilanından sonra, İstanbulda bir resepsiyon verilir. Tüm Dünya... devam »

BAL VE TARÇIN

ÖNSÖZ *Bal ve Tarçın karışımının birçok hastalıklara iyi geldiği sa... devam »

ŞADIRVAN CAMİİ -MERKEZ

ADRES: Şadırvanaltı Camii: Ahmet Ağa Mahallesi Şadırvanaltı Mevkii 91... devam »

MANZUM ATA SÖZLERİ - I

Bizden evvel gelmiş ulular pirler, Dinle bak; hisse al, ne söylerler? Her ne... devam »

EN YAŞLI AĞAÇLAR

... Dünya üzerindeki en yaşlı ağaçlar Ağaçlar dünya üzerinde... devam »

SIĞACIK CAMİ - SEFERİHİSAR

İzmir ili, Seferihisar ilçesi, Kaleiçi mevki, Sığacık Mahallesi 31 sokak n... devam »

KANIMIZ

KANIMIZ ve KAN GURUPLARI Tek damlası bile değerli olan,damarlarımızda ta... devam »

HACI SİNAN CAMİ – BAYINDIR

İzmir ili Bayındır ilçesi, Cami mahallesinde bulunan cami Osmanlı dönemi e... devam »

ULU CAMİ - BERGAMA

Adres: Ulu Cami Mahallesi Eski Kozak Caddesi Türkeli Sokak - Bergama - İzm... devam »

ATATÜRK DİYOR Kİ...

Atatürk ün çeşitli zamanlarda söylediği sözleri böyle bir çalışma ile... devam »


Mail listemize abone
olun, güncel
yayınlarımızdan
haberdar olun!

Bunun için,
Lütfen mail adresinizi girin.
  Ana Sayfa   |  Üye Kayıt   |  Üye Giriş   |  İletişim   
İZMİR İN TARİHSEL MEKÂN VE BİNALARINDAN ÖRNEKLER

İZMİRİN TARİHSEL MEKÂN VE BİNALARINDAN ÖRNEKLER

TEPEKULE HÖYÜĞÜ (BAYRAKLI):
Kentin başlangıcı hakkında bugün Bayraklı semtinde yer alan ve Tepekule olarak bilinen ören yerinin, eski İzmirin kuruluş yeri olduğuna pek şüphe bulunmamaktadır. Burasının kuruluş yeri olarak seçilmesi, dışarıdan gelecek saldırılara karşı savunma kolaylığı sağlamasındandır. Kuruluş yerinin tercihinde öne çıkan faktörlerin başında güvenlik kadar ticari aktivite de belirleyiciydi. Bir yarım ada üzerinde bulunuşu, kente doğal bir liman imkânı sağladığından, deniz ticaretine uygun ortam hazırlıyordu.
Bayraklıda yapılan kazılarda elde edilen buluntular, İzmirin kuruluşunun İÖ. 3000 yıllarına kadar indiğini göstermektedir. İzmirin bu ilk döneminden geriye kalan en önemli miras, şehrin kendisidir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda, kentin ızgara planlı, yani bir-birini dik kesen sokaklarla örülü bir yapıda olduğu anlaşılmıştır. Kente ilişkin önemli bulgular arasında iki tapınak, şehrin surları, sivil mimari örnekleri, cadde, sokak ve çeşmeler sayılabilir.

KADİFEKALE
İzmirin yeniden kurulması, Türkçe de Büyük İskender diye bilinen Makedonyalı Alexandrosa bağlanır. Büyük İskender İran seferinin başlarında, İÖ. 334 yılında Pers İmparatorluğunun Anadoludaki ordusunu yendikten sonra, ordularıyla Efes üzerine ilerlemişti. Bu harekat sırasında İzmir yöresine geldiği ve söylenceye göre, şimdiki Kadifekale civarında ilahi bir işaret almış ve kendisinden orada yeni bir Smyrna kenti kurması istenmişti. Kentin kuruluşunun İskenderin önde gelen iki komutanı tarafından gerçekleştirildiği kabul edilmektedir. Bilindiği üzere Kadifekale, bu dönemin bir hatırası olarak kentin üzerinde bir taç gibi durmaktadır.

AGORA
İzmir, Roma İmparatorluğu döneminde önem kazanmış ve ticaret kenti olma özelliğini geliştirmiştir. Roma İmparatorluğu döneminde kentin pek çok eser kazandığı bilinmektedir. Cadde ve sokaklar taş döşeme ile kaplanmış, kentin görüntüsüne Roma mimarisi hakim olmuştur. Ancak ne yazık ki bu eserlerden büyük çoğunluğu günümüze ulaşamamıştır. Fakat Roma dönemi eserlerinden bazılarının kalıntıları, İzmirin geçmişten getirdiği izler olarak kentte yaşamaktadır. Bu kalıntıların başında hiç şüphesiz Agora gelmektedir.
Her türlü tahribata uğramasına ve bakımsızlığına rağmen büyük bölümü günümüze ulaşabilmiş olan devlet agorası Roma dönemi yapıları içinde en dikkat çekici olanıdır. İS. 178 deki deprem sonrasında tamir edilmiş şeklini yansıtan agoranın bir bölümü de, kazı çalışması yapılmadığı için toprak altındadır.

KONAK MEYDANI
XVIII. yüzyılda başlayan, Osmanlı Devletinin modernleşme sürecinin kentlere yansıması, XIX. yüzyıl başlarına denk gelmiş ve bu dönüşüm, İzmirin fiziksel yapısında yeni bir kentsel dokunun ortaya çıkmasına zemin oluşturmuştur. Bu nedenle imparatorluğun diğer kentlerinde olduğu gibi İzmirde de, XIX. yüzyıl öncesinde kamusal bir merkez bulmamız mümkün değildir. Dolayısıyla İzmirde böyle bir merkezin oluşumu, devletin modern bir monarşi olma yoluna girmesine bağlı olarak ortaya çıkabilmiştir.

Kâtip-oğlu Konağı
XIX. yüzyıldan itibaren oluştuğunu belirttiğimiz konak çevresindeki kamusal mekanın başlangıcı İzmirin ünlü ayan ailesi Katipoğullarına uzanmaktadır. 18. yüzyılın başından itibaren varlığını bildiğimiz aile, belirtilen yüzyıl içinde giderek güçlenmiş ve İzmirin yönetiminde en etkili odaklardan birisi olmuştur. İşte Konak Meydanı olarak bildiğimiz meydana adını veren yapı, Katipoğlu ailesinin konağıdır. Bu konağın dış avlusunu çevreleyen duvarların daha doğrusu cümle kapısının önündeki küçük boş alan, İzmirin ilk Konak meydanıdır.
Konağın arka tarafında küçük bir Türk Mezarlığı olan sulu mezarlık, Meydanın denize doğru ucunda ise bugün de hala varlığını sürdüren Ayşe hatun camii yani Yalı camii yer alırdı.
II. Mahmutun devlet yönetimini merkezileştirme amacıyla, ayanları tasfiye etmesinden Katipoğlu ailesi de nasibini almış ve konak, ailenin diğer mallarıyla birlikte 1816 yılında devletleştirilmiştir. Bundan sonra Konak, İzmir mutasarrıflarının ikametgâhı ve aynı zamanda İzmir sancağının idari binası olarak hizmet vermeye başlamıştır. 1863 yılına gelindiğinde, Kâtip-oğlu ailesinden kalan ve yıkılmaya yüz tutan ve İstanbula yazılan raporlarda harabeye dönüştüğünden söz edilen konağın tamiri talep edilmekteydi. 1864 de İzmir, Aydın Vilayetinin merkezi haline getirilmiştir. Bu değişiklik hükümet konağı projesinin de yeniden ele alınmasına ve revize edilmesine neden olmuştur. Yeni hükümet konağının yapılırken binanın gösterişli olarak yapılması ve bir prestij kurumu olarak tasarlanması düşünülmüştür. İnşaat 1869-70 de başlayabilmiş ve 1872 de tamamlanabilmiştir.

Sarı Kışla
Yeniçeri Ocağının 1826 da kaldırılması sonrasında yeni kurulan ordunun nefer ve subaylarını İzmirde barındıracak, talimlerini yapabilecek ve ticaret açısından istikrarlı ortam oluşturmak amacıyla bir kışlanın inşa edilmesi acil bir durum olarak ortaya çıktı.
Bugün Konak Meydanı olarak bildiğimiz alanın 1826 yılından önceki durumunu görme şansımız olsaydı; yukarıda belirttiğimiz gibi sarı kışlanın yerleştirildiği sahada 10 sabun atölyesi, büyük bir tuz-hane, 4 kahvehane, 3 manav dükkânı, 3 meyhane, çeşitli vakıf dükkânları, 44 odalı bir Yahudi-hane ve bazı evlerden oluşan bir doku ile karşılaşacaktık. 1826 yılında İzmir muhafızı Hasan Paşa ve İzmir kadısına yazılan emirde, kışlanın yapılması için gerekli hazırlıkların tamamlanması, özellikle deniz kenarında bir yer seçilmesi isteniyordu. Deniz kıyısında kışla yapılabilecek büyüklükte bir arsa bulunmadığından, saymış olduğumuz ticarethane ve evlerin satın alınarak yıkılması, denizin doldurulması ve açılacak bölgede kışla binasının yapılması kararlaştırılmış ve bu çalışmalar sonrasında 1829 yılında ünlü Sarı Kışla tamamlanarak, faaliyete girmiştir. Katip-oğlu konağının idari bir bina olarak kullanılmaya başlanması ve Sarı Kışlanın 1829 da bitirilmesiyle kamusal bir mekanın oluşumunun ilk evresi tamamlanmıştı.

Rıhtımın Oluşturulması
İzmirin idari merkezi olarak Konak Meydanının oluşmasının ikinci evresi, 1850\\\\\\\'li yıllarda başlamıştır. Bu bağlamda yapılan yatırımların başında yeni rıhtımın inşası (1867-1876) gelmektedir. Rıhtım projesi, İzmirin eski limanı yani iç limanın doldurulması sonucunu da doğurduğundan, kentin denizden görünümü iyiden iyiye değişiyordu. Bu değişim iç liman girişindeki Liman kalenin yıkılmasıyla iyice belirginleşti.

Hastane
Türkler dışındaki bütün toplulukların İzmirde hastanesi olduğu halde, Türklerin ilk hastanesi 1849da Gureba-yı Müslimin adıyla inşa edilir. 1909 dan sonra yaygınlaşan memleket hastaneleri kapsamında, eski hastane 3. bloku yapılarak genişletilir.

İdadi/Adliye
1886 Temmuzunda İzmir İdadisi olarak eğitim faaliyetlerine başlar. İşgal döneminde işgal komiserliği tarafından mahkeme olarak kullanılır ve bu işlevini 1922 den sora 1970 de yanıncaya kadar sürdürür.

Hapishane
1838 Brüksel anlaşması, tüm Osmanlı ülkesinde olduğu gibi, İzmirde de bir hapishanenin açılmasını gerekli kılmıştır, bunun üzerine, Cezayir hanı hapishane olarak kullanılmaya başlanmıştır. Hükümet Konağının yapılması sırasında vilayet hapishanesinin de inşası gündeme gelmişse de, ancak 1912 yılında günümüzde Konakta çok katlı otopark olarak kullanılan yerde hapishane yapılmıştır.

Saat Kulesi
Saat kulesi, konak önü veya kışla meydanı olarak bilinen alanın ortasına yakın bir yerde, dönemin valisi Kamil Paşa ve Belediye Reisi Eşref Paşanın gayretleriyle inşaatına 1 Eylül 1900 tarihinde başlanmış ve yaklaşık bir yıl süren bir yapım süresinden sonra, dönemin Osmanlı Sultanı II. Abdülhamitin 25. cülus (tahta çıkış) kutlamaları çerçevesinde 1-Eylül-1901 tarihinde törenler ve şenliklerle açılmıştır.

Asansör
İzmirin Karataş semtinde, Mithatpaşa Caddesinden yaklaşık 40 metre yükseklikteki Halil Rıfat Paşa Caddesine çıkmak için, 1907 de İzmir tüccarlarından Nesim Levi tarafından yaptırılmıştır. 1942 yılında bir başka işadamı Şerif Remzi Reyente devredilen asansör, 1977 yılında belediyeye bağışlanmıştır.

Kordon
1860 lı yıllara kadar İzmirde düzenli liman ve rıhtım bulunmamaktaydı, bu durum, gemilerin yükleme ve boşaltma işlemlerinde güçlük yarattığı gibi, kaçakçılığa da büyük çapta olanak sağladığından gümrük gelirlerinde önemli kayıplara yol açmaktaydı. 1860 lı yılların ortalarında demiryolu hatlarının işletmeye açılması ve yöreden gelen malların akışının hızlanması ve artması nedeniyle, büyük tonajlı gemilerin rahatça yanaşıp, yükleme boşaltacak yapabilecekleri bir rıhtıma ihtiyaç duyulmuştur. 1867 de J. Charnaud, A. Baker ve G. Guerracino adlı İngiliz tüccarların kuracakları kumpanyaya Rıhtım inşaatının imtiyazı verilmiştir. Şirket 1869 da inşaata başladı ve rıhtımın önemli bir bölümü, 1876 yılında tamamlanarak hizmete açıldı. İngilizlerin Alsancak Garını kurmaları, ardından Gümrük önünden Alsancaka kadar Rıhtım yapılması ve rıhtıma tramvay hattının döşenmesi, İngilizleri ticari ilişkilerde ön plana çıkarmıştır. Birinci Kordona döşenen tramvay hatları ile gündüzleri yolcular taşınırken, geceleri tramvay hattında çalışan tren katarları, Alsancak Garı\\\\\\\'na gelen malları Birinci Kordon\\\\\\\'dan geçirerek İzmir Limanına taşıyarak, gemilere yüklenmesine yardımcı olmaktaydı.

Alsancak Garı
1856 yılında İzmir-Aydın demiryolu hattının yapılması için imtiyaz, İngiliz girişimci Wilkin ve dört arkadaşına verildi. İmtiyaz 1857 yılında İzmirden Aydına Osmanlı Demiryolu kumpanyasına devredildi ve Alsancak Garından başlayan 133 kilometrelik İzmir-Aydın demiryolu hattı, 1866 yılında hizmete açıldı.

Kızlarağası Hanı
İzmirin ticari etkinliklerinin başlaması üzerine, XVIII. yüzyıldan itibaren denize yakın ticaret bölgesinde hanlar inşa edilmeye başlanmıştır. Hanlar, İzmirin Osmanlı-Türk çehresini yansıtan binalardır. Bu binalardan günümüze kalan örnekler son derece azdır. Günümüzde restore edildikten sonra önemli bir merkez haline gelen Kızlarağası hanı, 1744 yılında Sultan I. Mahmutun Kızlarağası Hacı Beşir Ağa tarafından yaptırılmış, iki katlı, dört kapılı bir handır.

Hisar Camii
Hisar Camii adını, yapıldığı dönemde yanı başında bulunan Hisardan almıştır. Bu camii İzmirin tarihsel iş merkezinde olup, 1597 yılında Yakup Bey tarafından yaptırılmıştır. Ortadaki büyük kubbesi sekiz adet fil ayağı üzerinde durmakta, yanlarda üçer büyük, arkada üç küçük ve son cemaat yerinde de yedi küçük kubbesi ile tek şerefeli minaresi bulunmaktadır. Mihrap, minber ve vaaz kürsüsü son derece özenle süslenmiş olup, günümüze oldukça sağlam bir biçimde ulaşmıştır.

Yalı (Konak) Camii
XVIII. yüzyılda yapıldığı dönemde deniz kenarında bulunduğu için Yalı ismini alan bu camii, Ayşe hatun ismiyle de anılmaktaydı. Caminin yapım tarihi hakkında 1755 ve 1774 olmak üzere iki farklı tarih ileri sürülmektedir. Ancak XVIII. yüzyıla ait olan bu eseri, İzmirli Ayşe Hatun, deniz kıyısındaki medresesinin avlusuna Kütahya çinileriyle bezeli, tek minareli zarif biçimde yaptırmıştır.

Cumhuriyet Meydanı ve Atatürk Anıtı
1922 yangını sonrasında İzmirin imar çalışmaları içinde en önemli kazanımlarından birisi, hiç kuşkusuz Cumhuriyet Meydanı ve bu meydanda yer alan Atatürk anıtıdır. Meydan ve anıt, kentsel planlama bakımından en önemli göstergelerinden birisidir. 1925 yılında yapımı tasarlanan meydan ve anıt, ancak 1929 yılında projelendirilmiş ve İtalyan heykeltıraş Canunica ya ısmarlanmışsa da, ekonomik bunalım nedeniyle ancak 1932 de dönemin Belediye Reisi Behçet Uz un çabaları ile tamamlanabilmiştir.

İzmir Milli Kütüphane ve Elhamra Sineması
Türkiyenin Milli adını taşıyan ilk Kütüphanesi olan İzmir Milli Kütüphanesi, İttihat ve Terakki Fırkasının çabalarıyla, 1912 yılında okumuş, kültürlü Türk gençlerinin yetiştirilmesi amacıyla, Beyler Sokağındaki Salepçi-zade Konağının selamlık bölümünde hizmete girmişti. Bu günkü binasının yapımına 1922 den sonra başlanarak, 1926 yılında Elhamra Sineması tamamlanarak hizmete açılmış, kütüphane binası ise 1933 yılında tamamlanabilmiştir. Bu anıt eserin projesi Mimar Tahsin Sermet Bey tarafından Neo-Klasik tarzda hazırlanmıştır.

Erken Cumhuriyet Dönemi Mimari Örnekleri
1922 yangını, İzmire çok büyük bir yangın yeri hediye etmişti. Yangın yerlerinin imarı çalışmaları sırasında yapılacak kamusal binaların mimarisine özen gösterilip, görkemli yapılarla, erken Cumhuriyet dönemi mimarisi oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu binalardan bazıları Fevzi Paşa Bulvarı ve Gazi Bulvarı girişinde bulunup, günümüze kadar varlığını sürdürmüşlerdir.

a- Vakıflar Bankası Binası (Çatalkaya Hanı)
Günümüzde Vakıflar Bankası olarak hizmet veren, Fevzi Paşa Bulvarı girişinde sağ köşede bulunan bina, Mimar Kemal Bey tarafından 1931 yılında Çatalkaya adını taşıyan bir iş hanı olarak yapılmıştı. İzmirin imarı çalışmaları sırasında yapılan bina, erken Cumhuriyet döneminin 1. Milli Mimari akımının ve Art Deco stilinin özelliklerini taşımaktadır.

b- Osmanlı Bankası
Osmanlı Bankasının İzmir Şube binası olarak yapılan bina, Fevzi Paşa Bulvarı girişinde sol köşede bulunmaktadır. 1926 yılında Mimar M. Mongeri tarafından yapılan bina, 1. Milli Mimari akımının örneklerindendir. Özgün bir mimarisi olan eser, İzmirde erken Cumhuriyet dönemi binalarının önde gelenlerindendir.

c- Ziraat Bankası
Gazi Bulvarı üzerinde yer alan Ziraat Bankası binası, 1930 yılında yapılmıştır. Erken Cumhuriyet dönemi eserlerinden olan bu bina, hem 1. Milli Mimari akımının, hem de Art Deco stilinin özelliklerini taşımaktadır.

d- Borsa Sarayı
İzmir Ticaret Borsası Türkiyenin ilk ticaret borsası olup, 1891 yılında faaliyete başlamıştır. Ancak kuruluşundan itibaren birçok bina değiştiren Borsa, şimdiki hizmet binasına ancak 1928 yılında kavuşabilmiştir. Yangın mahallinin imarı çalışmalarında İzmir Belediyesi tarafından verilen arsa üzerine yapılan binanın Tahsin Sermet Bey olup, bina 1. Milli Mimari akımın özelliklerini yansıtmaktadır.
İzmir Devlet Tiyatrosu (Eski Türk Ocağı Binası)

1925 yılında Türk Ocağı İzmir Şubesi binası olarak yapılan eserin mimarı, Yüksek Mimar Necmettin Emre Beydir. Yapı 1. Milli Mimarlık tarzının özelliklerini taşıyan, kubbeli, iki katlı zarif bir örnektir.

Saint Polycarpe Kilisesi
Katolik inancına göre İzmirin koruyucu azizi olarak kabul edilen Saint Polycarpın hatırası için yapılmış Katolik kilisesidir. Kilisenin yapımı 1625 yılına kadar gitmektedir. Yapıldığında deniz kenarında olan, günümüzde Gazi Osman Paşa Bulvarı üzerindeki bu kilise, bir çok tadilat geçirdikten sonra 1898 de son şeklini almıştır. Kilisenin bu son halini gerçekleştiren mimar, İzmir Saat Kulesinin de mimarı olan Raymond Pere dir.

Beth İsrael Sinagogu
Mithat Paşa caddesi üzerinde bulunan bu Sinagog, Kamil Paşanın Aydın Vilayeti Valiliği döneminde (1895-1907), Karataş civarında yaşayan Musevilerin ibadetlerini yapabilmeleri için inşa edilmiş, İzmirin en büyük ve seçkin havrasıdır.

Fuar
Ticari ilişkilerin yoğun yaşandığı bir liman kent olan İzmir, Yunan işgali ve sonrasında kentin yanmasıyla, bu özelliğini yitirmişti. Kurtuluş sonrası kentin uluslar arası ticari kimliğinin yeniden canlandırılması, ürünlerinin dış pazarlara tanıtılması ihtiyacı vardı. Bunun için daha 17 Şubat 1923 te gerçekleştirilen İzmir İktisat Kongresi sırasında İzmir Fuarının temeli sayılabilecek, Yerli Malları sergisi düzenlenmiştir. Bu geçici sergiden sonra, 1927 yılında Vali Kazım Paşanın girişimleriyle, 9 Eylül Meşheri adıyla sergiler, önce Mithatpaşa Sanat Enstitüsünde, daha sonraları günümüzde Efes Oteli olan sahada açılmıştır. 1931 yılında uluslar arası statüye kavuşan İzmir Fuarı, 1936 yılından itibaren, yangın yerlerini imar etmek amacıyla yapılan Kültürparkta düzenlenmeye başlamıştır
İZMİR İN TARİHSEL MEKÂN VE BİNALARINDAN ÖRNEKLER Fotoğraf Galerisi